Hakkımda
18 Eylül 1978’de Hatay’ın İskenderun ilçesinde doğdum. Annem ve babam memurdu. 5 yaşımda İzmir’e taşındık ve o günden sonra hayatımın büyük kısmı İzmir’de şekillendi. İlkokuldan üniversiteye kadar tüm eğitim hayatımı burada tamamladım.
Üniversite eğitimimi Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İşletme bölümünde tamamladım. Mezuniyetimle birlikte hayat beni doğal olarak “mesleğimi yapmam gereken” bir yola soktu. Önce kısa bir süre tıbbi mümessillik yaptım. Ardından 10 yıl süren bankacılık kariyerim oldu. Sonrasında ise farklı sektörlerde satış ve pazarlama alanında, hem uzman hem yönetici olarak görev aldım. Toplamda yaklaşık 20 yıl süren bir iş hayatım oldu.
Bu süreçte hem büyük kurumsal yapılarda hem de daha küçük ölçekli firmalarda çalıştım. Sistemi de gördüm, sahayı da… İnsan ilişkilerini de deneyimledim, rekabeti de… Dışarıdan bakıldığında “yolunda giden” bir hayat gibi görünüyordu. Ama içeride başka bir hikâye yazılıyordu.
Hayatımın kırılma noktası tam da burada başladı.
Özel hayatımda derin bir tükenmişlik yaşadım. İlişkilerimde sürekli aynı döngüleri tekrar ettiğimi fark ediyordum ama nedenini bilmiyordum. Maddi anlamda ciddi bir çöküş yaşadım. Ardından bir kanser sürecinden geçtim. Yani hayat bana aynı anda birçok yerden dokunuyordu.
Ama ben hâlâ dışarıya bakıyordum.
“Ne oluyor?”, “Neden benim başıma geliyor?” diye soruyor ama cevabı hep dış dünyada arıyordum. Tutunmaya çalışıyordum… Bir şeyleri değiştirmeye çalışıyordum… Ama aslında hâlâ göremiyordum.
Ve hayat beni biraz daha derine indirdi.
Deprem oldu. Evimizi kaybettik.
Maddi olarak öyle bir noktaya geldim ki, hayatta en çok tutunduğum şeyle sınandım: oğlumla. Onunla ayrı kalmak zorunda kaldım.
İşte orası… gerçekten dibe vurduğum yerdi.
Ve o noktaya kadar hâlâ bir şeyleri suçluyordum. İnsanları, şartları, hayatı…
Ama bir yerde bir şey kırıldı.
İlk defa gerçekten durdum ve şunu söyledim:
“Burada benim görmediğim bir şey var.”
İşte o an, benim içe dönüşüm başladı.
Ama bu da bir anda olmadı.
Yine bir süre dışarıda aramaya devam ettim.
Spiritüel alanlara yöneldim.
Teknikler, yöntemler, uygulamalar…
Birçok şey denedim.
Evet, bazıları iyi hissettirdi.
Evet, bazıları kapılar açtı.
Ama bir şey eksikti.
Şunu fark ettim:
Ben hâlâ dışarıda arıyordum.
Sadece bu sefer adı “spiritüel” olmuştu.
Ve bu da bir oyalanmaydı.
Gerçek dönüşüm hâlâ gerçekleşmemişti.
Ta ki gerçekten içe dönene kadar…
Hayat beni bilinçaltı çalışmalarıyla tanıştırdı.
Ardından kuantum bakış açısıyla…
Ve sonrasında tasavvuf da dahil bir çok kadim öğreti ile…
İşte bu üçü birleştiğinde, ilk defa parçalar yerine oturmaya başladı.
Artık anladım ki:
Dönüşüm dışarıda değil.
Dönüşüm tekniklerde değil.
Dönüşüm, insanın kendi içine dönmesiyle başlıyor.
Ve o günden sonra hayatım gerçekten değişmeye başladı.
“Oldum” demiyorum.
Hâlâ yoldayım.
Ama artık neyin nerede olduğunu biliyorum.
Ve en önemlisi şunu gördüm:
Benim geçtiğim yollardan geçen o kadar çok insan var ki…
İlişkilerde aynı döngüler…
Maddi sıkışmışlıklar…
Değersizlik hissi…
Kendini bulamama hali…
Sürekli dışarıya bağımlı yaşamak…
Ve en önemlisi:
İnsanın kendini unutması…
İşte tam bu noktada şunu dedim:
“Ben bunların hiçbirini boşuna yaşamadım.”
Çünkü gerçekten her anlamda dibi gördüm.
İlişkide, sağlıkta, maddiyatta, kimlikte…
Ve eğer ben buradan çıkabildiysem,
herkes çıkabilir.
Bu fark edişle birlikte bu alanı kendime açtım.
Yaklaşık 3 yıldır profesyonel olarak;
koçluk, eğitimler ve bireysel çalışmalarla insanların dönüşüm yolculuğuna eşlik ediyorum.
Benim yaptığım şey sadece bilgi aktarmak değil.
Ben, insanın kendi içine dönmesine alan açıyorum.
Bilinçaltı çalışmalarıyla kişinin kendini görmesini,
kuantum bakış açısıyla algısını genişletmesini,
tasavvuf ve kadim bilgilerle özünü hatırlamasını destekliyorum.
Eğitimlerimde insanlar sadece öğrenmez, kendileriyle karşılaşırlar.
Koçluk süreçlerinde insanlar sadece çözüm bulmaz, kendi gerçekliklerini fark ederler.
Çünkü şuna inanıyorum:
İnsan özünü unuttuğu sürece, dış dünyanın oyununda kaybolur.
Ama özüne döndüğünde…
oyunun içinde kalır ama artık oyuna kapılmaz.
Benimle bu yola giren kişiler;
ister bu yolculuğun başında olsun,
ister yıllardır arayışta olup hâlâ tıkanmış olsun…
Mutlaka kendilerinden bir parça bulurlar.
Çünkü ben sadece anlatan tarafta değilim, yaşadığımı da aktarıyorum.
Bugün geldiğim noktada, hayatın en derin huzurunu, tatminini ve içsel dengesini deneyimliyorum.
Ve bunu çoğaltmanın yolu, paylaşmaktan geçiyor.
Bu yüzden burada; yazılarım, eğitimlerim, çalışmalarım ve içeriklerimle insanlara kendi içsel yolculuklarında eşlik ediyorum.
Sabahlarım genelde sade bir kahveyle başlar. Bu benim yıllardır değişmeyen bir ritüelim.
Ama asıl değişmeyen şey: sessizlikte kendime dönmek, içimle temas etmek
ve şükürle kalabilmek.
Çünkü artık biliyorum ki…
Aradığımız her şey, zaten bizde.
Ve ben bu yolculukta sadece hatırlatıcıyım.
“Aradığın şey, seni arayandır.”
— Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
“Sen kendini küçük bir şey sanırsın,
oysa en büyük âlem sende gizlidir.”
— Hz. Ali
“Dışarıda aradığın, zaten senin içinde.”
— Buddha
Hatırlayanlara…
Emel Gültepe